Yazmaya nasıl başladığını sorduğunuzda pek çok kişiden farklı cevaplar alırsınız. Kelimeler birden dökülüyor, ilham geliyor, gördüğüm ya da duyduğum şeyler bilinçaltımdaki fikirleri canlandırıyor…
Aslında öğrenmeniz gereken kalemin kağıtla buluştuğu ya da parmakların klavyeyi ilk tuşladığı ana gelmeden önce neler yaptıklarıdır. Kendi yazım yolculuğumdan yola çıkarak; nereden başlayacağım, hangi konuyu ele almalıyım, nasıl etkili cümleler kuracağım sorularına yanıt arayanlara yardımcı olmaya çalışacağım.
Her Şeyi Okuyun Ama Uygun Zamanda
Akademik bir makale ya da seyahat bloğu yazıyor olabilirsiniz, hiç fark etmez. Okuma yolculuğunuza alanında kendini kanıtlamış, basit yazım hataları yapmayan, kelime dağarcığınızı geliştirecek yani kaliteli sayılabilecek eserlerle başlamalısınız. Kitap, dergi ya da blog içeriği olabilir hangisini isterseniz. Unutmayın kaliteli her içerik, sizi kendinden daha iyi içeriklere götürecektir. Ya kitap içerisinde atıfta bulunacak ya da yorumlarını okurken birinin tavsiyesiyle karşılaşacaksınız.
Asla yeterince okumuş olmazsınız 😊 Ama hangi yazının kaliteli hangisinin özensiz olduğunu anlayabilecek olgunluğa erişmeniz hiç zor değil. İşte bu olgunluğa eriştiğinizde kitabı elinize alır almaz ya da okuduğunuz yazının ilk satırında, size katkı sağlayıp sağlamayacağınızı anlarsınız.
Yazmayı Ertelemeyin
Gün içerisinde milyonlarca fikir kafamızın içinde dans ediyor, hem de birbirinin ayağına basmadan. Peki masanın başına oturduğunuzda kaçını gerçekten hatırlıyorsunuz?
Eski moda not defterleri ya da akıllı telefonunuzun son derece gelişmiş not uygulamaları bu yüzden var, sadece alışveriş listenizi not ederek onlara haksızlık etmeyin.
Size daha sonra çağrışım yapacak bir kelime ya da bir sayfa dolusu fikir, size kalmış… Yeter ki yazım yolculuğunuzda size “Evreka!” dedirtecek başlangıcı verecek olsun. Unutmayın hiçbir fikir değersiz ya da saçma değildir, sadece doğru yer ya da zamanda söylenmemiş olabilir. Belki zamanınızın çok ilerisindesinizdir ve etrafınızdakiler henüz sizi anlayacak bilgi birikimine sahip değildir, bir de böyle düşünün…
Kendinizi Zorlamayın
O an yazmak istemediniz ama yetiştirmeniz gereken bir son tarih var ve hızla yaklaşıyor… Panik ya da endişe duyguları, gerilim romanı yazmıyorsanız size çok yardımcı olmayabilir.
Çok sevdiğiniz ve izlemekten bıkmadığınız o film var ya, hemen onu açın ya da çok beğendiğiniz bir yazarın kitabından rastgele bir bölümü okuyun. İnsanı en çok tetikleyen, güzel şeyler başarma azmidir. Güzel işler yapan ve takdir ettiğiniz eserleri okumak, sizde de yazma hevesini uyandıracaktır.
Bir bölümde takıldınız mı? Hemen değiştirin. Bir türlü nasıl başlayacağınızı bilmiyorsunuz ama aklınızda harika bir son var. Öyleyse hemen sonucu yazın. Bu sınavda istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz, sırayla gitmenize hiç gerek yok. Burası sizin dünyanız, yazarsanız var olan ve istediğiniz yöne ilerletebileceğiniz bir dünya.
Sevdiklerinizle Başlayın
En son ilkokul yaz tatillerinde; “uyandım, oyun oynadım, bakkala gittim ve uyudum” içerikli günlükler yazdınız ama şimdi de içinizden taşan fikirler ve duygular var, yazmak istiyorsunuz. Öyleyse durmayın!
Sizi iyi hissettiren konuları yazmaya başlayın, zaten ekranda kelimelerin belirdiğini göreceksiniz. Çünkü, yoğun duyguları anlatarak hafiflemenin değeri paha biçilemez. İşte bu, sizin yazım yolculuğunuzda en değerli desteğiniz olacak.
İlk etapta anlatım bozuklukları da yapacaksınız, dahî anlamındaki -de’yi birleşik de yazacaksınız. Önemli olan yazmanız ve fikirlerinizi doğru şekilde aktarabiliyor olmanız.
Emin olun yazarak anlattığınız duyguları, topluluk önünde çok daha kolay açıklayabileceksiniz.
Unutmayın ki her insan yazmaya çok farklı başlangıç noktalarından başlıyor, farklı yollardan bambaşka varış noktalarına ulaşıyor. Yazarak kendi iç dünyanıza ulaşmanız da mümkün, hikayenizi milyonlarla buluşturmanız da… O yüzden hemen başlayın, önemseyin ve en önemlisi emek verin…


Yorum bırakın